Dövize Endeksli Kredi Kullananlar Ne Durumda?

Önceleri sınırlı olan Dövize Endeksli Kredi kullanımı 2000’li yıllarda artışa geçti. 2002 yılında sadece 2 banka yaygın şekilde Dövize Endeksli Kredi (DEK) verirken bundan 3 yıl sonrasında çoğu banka farklı yabancı para birimleri cinsinden kredi vermeye başladı. Konut kredilerinin içinde yüzdesel olarak küçük bir paya sahip görünse de DEK hacmi ciddi şekilde yükseldi. Farklı amaçlarla ya da ihtiyaçlarla DEK’e yönelenler oldu. Dövizin hafif yükselmesiyle sıkıntıya düşenleri gördük. Sonunda 16 Haziran 2009 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair Bakanlar Kurulu Kararı’na göre Türk vatandaşlarının yabancı para birimleri cinsinden borçlanma imkanı kaldırıldı.

Geçmişte Dövize Endeksli Konut Kredisi kullananları yaklaşık üç ana gruba ayırabiliriz :

  1. Döviz ya da dövize endeksli geliri olanlar: Genelde bankacıların Dövize Endeksli Kredi (DEK) kullanmasını tavsiye ettikleri tek gruptur. Gelir ve ödenen kredi para cinsi paralel olduğu için alınan risk sadece gelirin düzeninde yaşanabilecek gelişmelerdir. En tehlikesiz grup olmakla beraber DEK kullananlar arasında en küçük grubu oluşturduklarını söyleyebiliriz…
  2. Döviz kurları ve faiz oranları seviyesine göre pozisyon alanlar: Yabancı para birimlerinin TL’ye kıyasla düşük faiz oranına sahip olması, DEK kullanarak avantaj sağlamak isteyenleri her zaman cezbetmiştir. Faiz oranlarının düşüklüğü dışında zamanlama çok önemlidir. Seçilen para biriminin TL’ye karşı değer kazandığı dönemde kredi alınması bu tür işlemin karlılığını artıracak en önemli etkendi. Bu yaklaşımı gösterecek kişilerin piyasa bilgisi birikimine sahip olması gerekirdi. Örneğin 2002 yılı içinde kur seviyelerinin 1,70TL’ye geldiği günlerde %1 ve %1,05 oranlarıyla 10 yıl vadede EUR ve USD kullanabilmek mümkündü. 2002 yılında DEK kullanan birisi yıllarca düşük kur seviyelerinden taksitlerini öderken yaklaşık 4 yıl sonra da 2006 yılında %0,48-0,49 ile refinansman yapma şansını yakaladı. Gene 2006 yılı başında KKDF siz refinansman yapma imkanının sağlanması da iyi piyasanın üzerine krema olmuştu.
  3. Yüksek TL kredi taksitlerini ödeme gücü olmadığı için düşük taksit seviyelerini yakalamak amacıyla DEK tercih edenler: TL faizlerinin yüksek olduğu dönemlerde, yabancı para birimi cinsinden kredi almak, düşük faiz oranları sayesinde taksit seviyelerini aşağıya çekmek isteyenler için biçilmiş kaftandı. Yapılması hiç tavsiye edilmemesine ve en riskli hareket şekline sahip olmasına rağmen genelde DEK kullananların çoğu bu gruba giriyordu. Mevcut gelir seviyesiyle ihtiyacı olan tutarın taksitlerini ödeme kabiliyeti olmayan bir kişi DEK alarak kredi taksitlerini %30 ile %50 arasında aşağıya çekebiliyordu. Yabancı para biriminin TL’ye karşı değerinin sabit olduğu ya da aşağıya gittiği zamanlarda sorun yaşanmazken, TL’nin devalüasyona uğradığı dönemlerde ise sıkıntılı günler başlıyordu. Bir çok kişinin bu tutarda TL kredi alamam çaresizliğiyle DEK’e sarıldığını düşünürsek kurların yukarıya gitmesini pek de hesaba katmadıklarını görmek çok şaşırtıcı olmasa gerek. Kurlar biraz yukarı gittiğinde “bankamı dava edebilir miyim” benzeri sorularıyla karşı karşıya kalmak Nasreddin Hoca’nın doğuran kazan hikayesini hatırlatıyor.

Kurların yükselmesine rağmen DEK sahipleri gerçekten zararda mı? Örnek olarak bir dönem çok sayıda tüketicinin kullandığı CHF cinsi krediyi ele alalım :

100,000 TL karşılığı CHF (İsviçre Frankı) konut kredisi karşılaştırması :

Tarih CHF/TL Vade CHF oran Taksit TL oran Taksit Başabaş kur (CHF/TL)

  • Şubat, 2006 1 180 ay 0,39% 774,22 TL 1,05% 1.239,04 TL 1,60
  • Şubat, 2006 1 120 ay 0,39% 1.045,08 TL 1,05% 1.469,61 TL 1,41
  • Şubat, 2008 1,11 180 ay 0,49% 837,39 TL 1,50% 1.610,42 TL 2,13
  • Şubat, 2008 1,11 120 ay 0,49% 1.104,19 TL 1,50% 1.801,85 TL 1,81
  • Aralık, 2008 1,3 180 ay 0,85% 1.086,87 TL 1,85% 1.920,88 TL 2,30
  • Aralık, 2008 1,3 120 ay 0,85% 1.332,61 TL 1,85% 2.080,65 TL 2,03

Yukarıda 3 dönemi ele aldım. CHF endeksli kredinin ilk lansmanının yapıldığı 2006 yılı başı, 2008 başı ve kurların yükseldiği 2008 sonu. Görüldüğü gibi 2006 yılında 180 ay vadeyle kredi kullanmış birisi kur 1,60TL’nin üzerine çıkmadığı sürece karda. 2008’in ilk yarısında kullananların durumu ise daha parlak. 180 ay vadeyle kredi kullanmış birisi kur 2,13 YTL nin üzerine çıkmadığı sürece karda. Tabii 2006 yılında kredi kullanmış tüketici yıllarca düşük kurdan ödeme yaptığı için o açıdan da şanslı. Kurların daha yüksek olduğu 2008 Aralık ayının başa baş kuru daha da yüksek…

Unutulmaması gereken, karlı bir işlem dediğimiz kura varıldığı zaman “zarar ettik” demek doğru değildir. Önemli olan ortalamada ne kurdan ödendiği. İşin içine paranın zaman değerini de sokarsak ilk yıllarda düşük kurdan ödemenin kara etkisinin ne kadar önemli olduğu ortaya çıkar.

Bir dönem çok popüler olan Japon yenine bakarsak da benzer bir durumun söz konusu olduğunu görürüz :

100,000 TL karşılığı JPY (Japon yeni) konut kredisi karşılaştırması :

Tarih JPY/TL Vade JPY oran Taksit TL oran Taksit Başabaş kur (JPY/TL)

  • Şubat, 2008 1,11 180 ay 0,39% 774,22 TL 1,50% 1.610,42 TL 2,31
  • Şubat, 2008 1,11 120 ay 0,39% 1.045,08 TL 1,50% 1.801,85 TL 1,91
  • Aralık, 2008 1,7 180 ay 0,85% 1.086,87 TL 1,85% 1.920,88 TL 3
  • Aralık, 2008 1,7 120 ay 0,85% 1.332,61 TL 1,85% 2.080,65 TL 2,65

2008 yılı başında kredi kullanan birisine zararda diyebilir miyiz? Japon yeninin, kredi kullandırılan tüm para birimleri içinde TL ye karşı en fazla değer artışını kaydetmesine rağmen… Kurun 1,80lerin üzerindeki en yüksek noktasında dahi yapılmış bir yanlış var demek doğru olmaz.

USD ve EUR cinsi kredilerde de benzer durumlar söz konusu.

TL faiz oranları düştü, Dövize Endeksli Kredi’mi TL’ye çevireyim mi?

TL faiz oranlarının yüksek olduğu dönemde aldığınız DEK ile belirli bir oranda kar ettiniz. Kur seviyeleri başa baş kurunuzu geçmedikçe kar yazmaya devam ediyorsunuz. Karımı burada sınırlayayım ve daha fazla döviz riski taşımayayım diyorsanız refinansman yaparak TL krediye dönebilirsiniz. Fakat bunu yaparken taksitlerinizin artacağını unutmayın. Sadece iki kredi arasındaki faiz farkından dolayı taksitlerinizin vade ve kullanma oranına göre %20 ile %60 arasında artacağını unutmayın. Ödemek zorunda kalacağınız yeni kredi kullanma maliyetlerini de göz ardı etmeyin. Kredinizin günümüz kuruyla da fiksleneceğini düşünürsek kurun artış ya da azalışının artık bir önemi kalmayacak.
Kararınızı dövizle ilgili beklentilere göre verin. Örneğin ‘Taksitlerim neden %30 artsın ki’ diyebilirsiniz fakat başlangıçta TL kredi kullanmaya kıyasla %50 düşük taksitlere sahip olduysanız aradaki farkı kar olarak yazmanın ve kur riskini elimine etmenin de seçenekler arasında olduğunu unutmayın.

Nejat Özonay (Milliyet 2009)